22 Mart 2017 Çarşamba

Sarımsak Saça Nasıl Sürülür?

Sarımsak saça nasıl sürülür sorusuna cevap olarak “sarımsak saça sürülmez, saç derisine sürülür” demek daha doğru olacaktır. Çünkü sarımsağın saça faydaları saç derisine faydalarından ileri gelmektedir.
Sarımsağı saça uygulamak için 3-4 diş sarımsağı havanda dövdükten sonra parmak uçlarınızla masaj yaparak saç derinize iyice yedirin.
1 saat kadar beklettikten sonra zeytinyağı ile tekrar masaj yapıp normal bir şampuan ve ılık suyla saçlarınızı yıkayabilirsiniz.

Sarımsakla Saç Bakımı

Sarımsak saçlarınıza doğal parlaklık vermekle kalmaz kökleri güçlendirerek çevresel faktörler nedeniyle oluşan saç dökülmesini de yavaşlatır.
Kozmetik mağazalarında bulabileceğiniz pek çok saç bakım ürünü içerisinde yer alan sarımsağı evinizde saç maskesi olarak kullanabilirsiniz.
Öncelikle 3-4 diş sarımsağın kabuklarını ve üzerindeki ince zarı soyun. Sarımsakları bir kase içinde kaşıkla ya da havanda ezebilirsiniz. Blender veya havan yoksa keskin bir bıçakla çok ince dilimleyin. Ezilmiş sarımsakları ve sarımsak suyunu başka bir kaseye aldıktan sonra uygulamaya geçebilirsiniz.
Parmak uçlarınızı sarımsağın bulunduğu kasede gezdirdikten sonra saç derinize hafifçe masaj yapmaya başlayın.
Masajın etkili olması için dairesel hareketler yapabilirsiniz. Sarımsağın tüm saç derinize eşit miktarda yayıldığından emin olduktan sonra plastik bir bone takarak evin içinin sarımsak kokmasını engelleyebilirsiniz.
Sarımsağı saç derisinde 1 saat kadar bekletin.
İlk yarım saatten sonra sarımsak suyu yavaş yavaş kurumaya başlayacaktır.
Saç derisini yumuşatmak için sarımsağı yıkamadan 1-2 çay kaşığı zeytinyağı kullanarak saç derinize tekrar masaj yapın ve boneyi tekrar takarak zeytinyağının 3-4 saat saç derisinde kalmasını sağlayın.
Sarımsak ve zeytinyağını saçınızdan çıkarmak için ılık su ve normal bir şampuan kullanabilirsiniz. Çok sıcak su kullanmayın çünkü saç derinizi kurutur.


Sağlıklı Saçlar İçin Bitkisel Çözümler

Sağlıklı saçlar, insanın kendine güvenini arttırırken çevremizdeki insanlara genel sağlığımız ile ilgili ipuçları verir. Özellikle ilerleyen yaşlarda saçı her an sağlıklı tutmak zorlaşabilir. Bu nedenle çeşitli kozmetik markaları yıpranan, zayıflayan ve incelen saçların görünümü geliştirmek için yüzlerce farklı ürün sunuyor. Bu ürünler saç sağlığını geliştirmek için bir yol olabilir ancak hem daha hesaplı ve hem de daha doğal bir bakım için bitkilerden yararlanabilirsiniz.

Biberiye

Yüzyıllardır kan dolaşımını arttırmak için kullanılan biberiye, bu etkisiyle saç derisindeki kan dolaşımını arttırarak saç köklerini besler ve güçlendirir. Bitkiden elde edilen doğal yağ ya da kurutulmuş biberiye ile hazırlayacağınız saç durulama suyu aynı zamanda kepek oluşumunu hafifletmek için kullanılabilir. Biberiyeyle saçlarınızı durulamak için bir avuç kuru biberiyeyi yarım tencere kaynar suya atıp 15 dakika demlenmesini bekleyin. Su soğuduktan sonra biberiye yapraklarını süzün ve yıkanmış saçlarınıza, saç derinize bu suyu sürün. 2 dakika bekledikten sonra ılık suyla durulayabilirsiniz.

Neem (Yalancı Tespih Ağacı)

Neem ağacı yapraklarını bir tencerede kaynatarak suyun soğumasını bekleyin. Bu suyla saçlarınızı duruladıktan 5 dakika sonra ılık suyla temizleyin. Hindistan’a özgü bir ağaç olan neem ağacından toplanan yapraklar ülkemizde her yerde satılmıyor ancak büyükşehirlerdeki aktarlarda bulma ihtimaliniz yüksek. Yapraklar Hindistan’da saç tellerini kalınlaştırmak ve saç dökülmesini yavaşlatmak için kullanılıyor.

Lavanta

Pek çok farklı toplumda sinirleri yatıştırmak ve gerginliği almak için kokusundan yararlanılan lavanta bitkisi saçı incelmeye karşı korur. Lavanta yağı esansiyel yağ olduğu için direk olarak saç derisinde kullanılması tavsiye edilmez. Badem yağı veya zeytinyağı gibi taşıyıcı yağlarla karıştırarak saç derisine masaj yapabilirsiniz. Dilerseniz şampuanınızın içine 4-5 damla lavanta yağı damlatıp aynı etkiyi yakalayabilirsiniz.

Havuzdan Çıktıktan Sonra

Havuzdan çıkar çıkmaz saçlarınızı yıkayın. Nemlendirici özelliği bulunan bir şampuan ve bakım kremi ile saçlarda kalan klor artıklarını iyice temizleyin. Saçın doğal yağını koruması için haftada 2-3 kereden fazla şampuanlamak tavsiye edilmez. Eğer her gün yüzüyorsanız gün aşırı şampuanlayın ve şampuan kullanmadığınız günlerde sadece nemlendirici kremle yıkayın. Saç derisini de iyice yıkamayı unutmayın. Eczanelerde veya büyük kozmetik marketlerde yüzücüler için özel olarak üretilen şampuanlardan bulabilirsiniz.
Her ne kadar gereken tedbirleri alsanız da havuz suyu saçlarınızı bir miktar kurutacaktır. Bu kuruluğu almak için haftada 2 kez zeytinyağı maskesi uygulayabilirsiniz. Zeytinyağı maskesi için saçlarınızın uzunluğuna göre belirlediğiniz miktar zeytinyağını kısık ateşte ılıtın ve parmak uçlarınızla kökten uçlara sürün. Saçlarınızı başınızın üstünde toplayıp bone ya da havluyla sarıp 20 dakika bekletin. Hafif bir şampuan ve ılık suyla yağı saçlarınızdan çıkartabilirsiniz.
1. Açık yüzme havuzlarını tercih edin: Kapalı yüzme havuzları, havuzdan buharlaşan kimyasalları hapsettikleri için sağlık açısından daha zararlı.
Bir de dezenfeksiyon için klor yerine tuz, morötesi ışın, ya da iyon kullanan havuzlar türemeye başladı. Bunlar klorlu havuzlar kadar zararlı değil, ama henüz çok yaygın değiller. İlgileniyorsanız “klorsuz havuz” kelimeleriyle bir internet araması yapabilirsiniz.
2. Havuza girmeden önce duş alın: Havuz girişlerinde bulunan bu uyarı ya kulak arkası edilir ya da hafiften aşağılayıcı bulunur. Öyle ya, vücudumuzdaki deodoran, parfüm, sabun kalıntısı gibi kimyasalları temizlemek için düşünülen bu önlem, ister istemez “Sen, bizim havuzumuzdan daha pissin,” mesajını da verir.
Ama siz alınganlık etmeyin, havuza girmeden önce duşunuzu alın. Bu önlemin iki faydası var: Birincisi, cildimiz sünger gibi olduğu için, önce temiz suya maruz kalırsa, zararlı havuz suyunu daha az emiyor. İkincisi, terleme sonucunda cildimizde biriken amonyak, havuzdaki klorla birleştiğinde kloramin adlı zararlı bir kimyasal oluşuyor. Duş almak cildimizdeki amonyağı azalttığından, kloramin oluşumunun önüne geçiyor.
3. Havuza girmeden önce hindistancevizi yağı sürün: Cildimiz “asit bariyeri” adı verilen yağlı bir katmanla kaplı. Bu katman, genellikle alkalin özellik taşıyan “saldırganlara” (bakteriler, virüsler ve bazı kimyasallar) karşı cildimizi koruyor. Gerek sabun, gerekse havuzdaki klor cildin asit bariyerini eritiyor. Dolayısıyla cilt, hem patojen hem de kimyasallara karşı daha korunmasız kalıyor.
Hafif asitli olan hindistancevizi yağı, cildimizin asit bariyerine benzer bir işleve sahip. Üstelik cildimizi güneşin morötesi ışınlarından da bir miktar koruyor. Böylece bir taşla iki kuş vurmuş oluyoruz.


4. Kloru, C vitaminli bir kremle “etkisiz hale getirin:” C vitamini -ya da kimyasal adıyla askorbik asit-, hem klor hem de kloraminle tepkimeye giren bir kimyasal. Tepkime sonucu ortaya çıkan kimyasal maddelerse oldukça zararsız. Dolayısıyla, havuz sonrası vücudunuza askorbik asit uygularsanız zararlı kimyasallardan büyük ölçüde kurtulmuş oluyorsunuz.
Peki askorbik asiti nereden bulacaksınız? Çok basit! Suda çözünebilen bir C vitamini tabletini alın (çiğneme tableti veya efervesan) ve bir bardak suda eritin. Sonra bu suyu bir sprey şişesine doldurup, havuzdan çıkınca cildinize ve saçlarınıza sıkın. Efervesan tablet kullandıysanız, sıvıyı sprey şişesine doldurmadan önce gazının kaçmasını bekleyin.
Bu işlemden sonra portakal kokulu ve yapış yapış bir cilde (ve saçlara) sahip olacaksınız! Duş almayı ihmal etmeyin.

NETTEN