11 Aralık 2019 Çarşamba

80/20 Kuralı(Pareto Prensibi) Nedir? Hayatınızı Nasıl Değiştirebilir?








80/20 kuralından yazılarımda o kadar çok bahsediyorum ki artık bu konsepte giriş niteliğinde detaylı bir yazı yazmanın zamanının geldi sanırım. Bu kural her iş adamı (aslında bakarsanız herkes) için hayati öneme sahip. Bu nedenle bu kural hakkında daha once hiçbir şey duymadıysanız size bu yazıyı dikkatle okumanızı öneririm. Zira burada okuyacaklarınız hayatınızı değiştirebilir.
80/20 kuralı ilk etapta kulağa istatistiksel bir konuymuş gibi geliyor, bir bakıma öyle de. Genelde karmaşık sayılardan kaçınmaya, daha çok duygular, fikirler ve konseptlerle hareket etmeye çalışırım. 80/20 kuralı ile ilgili güzel olan şey ise istatistik alanında uzman biri olmanızı şart tutmaması. Her ne kadar ekonomiye dokunan birtakım özellikleri bulunuyor ve Pareto isimli bir istatistikçi tarafından istatistiksel bir analiz olarak ortaya atılmış olsa da bu, 80/20 kuralının sadece ekonomi profesörlerince anlaşılabileceği ve kullanılabileceği anlamına gelmiyor.
Bakın Wikipedia bu kural için ne diyor:
‘Yönetim alanındaki önemli düşünür Joseph M. Juran tarafından ortaya atılmıştır. İsmini ise insanların %20’sinin toprakların %80’ine sahip olduğunu gözlemleyen İtalyan economist Vilfredo Pareto’dan almıştır. Bu kural temel olarak herhangi bir durumda sonuçların pek çoğunun sadece çok az sayıdaki nedenden kaynaklandığı düşüncesine dayanmaktadır.’
80/20 kuralının sonuçları ile kendi özel hayatımda ilk ne zaman karşılaştığımı tam hatırlayamasam da hayatıma ilk etki etmeye başladığı zamanı anımsıyorum. Mahallemdeki kitapçıdaydım ve rafların birinden Richard Koch tarafından kaleme alınmış ‘80/20 Kuralı ile Yaşamak’ adlı kitabı aldım. Koch 80/20 kuralını seçmiş ve bu konu çevresinde kendi kitap serisini oluşturmuştu. ‘80/20 Kuralı ile Yaşamak’ tam bana göre bir kitaptı çünkü kitap temel olarak insanın kendi tutkularına odaklanarak maksimum tatmini yaşayacağı üretken bir yaşamın sırlarını paylaşıyordu (Koch’un iş hayatı ve yöneticiler için kaleme aldığı 80/20 kuralı ile ilgili başka kitapları da var fakat bu hiçbiri bu kitap kadar beni etkileyemedi). O zamanlar ‘çok çalışmadığımı’ düşünüyor ve kendimi tembel olmakla suçluyordum fakat fark ettim ki yaşadığım hayat tamamen 80/20 kuralına dayalı bir hayattı. Muhtemelen daha çok çalışıyor olsaydım o zamankinden daha üretken olamazdım.

80/20 Kuralı Tam olarak Nedir?

Sayılarla konuşacak olursak 80/20 kuralı temel olarak girdilerin sadece %20’sinin sonuçların %80’ini ortaya çıkardığı anlamına geliyor. Pareto’nun yaptığı araştırma ile ortaya çıkardığı gibi bu oran çoğunlukla 80/20 olsa da bazı durumlarda çok daha yüksek bir orana varabiliyor. Hatta bazı durumlar için 99/1 demek bile gerçeğe daha uygun düşecektir.
Bu noktada, hangi sayısal değeri kullandığınızın bir önemi yok. Önemli olan mutluluğunuzun ve yaşadığınız şeylerin büyük çoğunluğunu (neredeyse yüzde seksenini) hayatınızda yaptığınız belli aktivitelerin -ki bunlar toplam aktivitelerinizin yüzde yirmisine tekabül ediyor- oluşturduğunu anlayabilmek.
Şimdiye dek söylediklerimi dikkate alırsanız benden aktivitelerinizin %20’sinin finansal sonuçlarınızın %80’ini doğurduğunu söylememi bekliyor olabilirsiniz ve öyle de. Gelirinizi yaratan aktivitelerinin muhtemelen bir elin parmaklarını geçmeyecektir. 80/20 kuralını elbette iş ve çalışma hayatınızın birçok noktasında uygulayabilirsiniz fakat bütünsel mutluluğunuz ve hayattan aldığınız tatmin, bana kalırsa odaklanmanız gereken daha önemli değişkenler.

80/20 Kuralına Dair Örnekler

Günümüzde pek çok ekonomik koşul söz konusu. Bunlardan biri de toplam zenginliğin ve yeryüzündeki kaynakların insanlar arasındaki bölüşümü, ki bu noktada toplam nüfusun küçük bir yüzdesinin pastadan en büyük payı aldığını, bu nedenle de 80/20 kuralını yansıttığını söylemek yanlış olmaz. Bunun dışında, iş dünyasında da herhangi bir şirkette çalışanların sadece yüzde 20’sinin şirket çıktılarının yüzde 80’inden sorumlu olması ya da toplam gelirin yüzde 80’ini müşteri segmentinin yüzde 20’sinin yaratması gibi çeşitli örnekler verilebilir. Bunlar anlaşılması güç kurallar değil, her şirket elbette böyle bir manzara sergilemek zorunda değil ve her durumda buradaki oran 80/20 de olmayabilir. Fakat bir sektörde temel birçok metriğe bakacak olursanız azınlığın sonuçların çoğunluğunu yarattığına tanık olabilirsiniz.
En küçük ölçek olarak kendi günlük yaşantınıza bakıp 80/20 kuralını uygulayabileceğiniz pek çok örnek bulabilirsiniz. Büyük ihtimalle her gün yaptığınız konuşmaların çoğunu telefon rehberinizdeki sadece belli sayıdaki insanla yapıyorsunuz. Paranızın büyük bir kısmını sadece kira, kredi ödemesi ya da beslenme gibi az sayıdaki belli gider kanallarına sarf ediyorsunuz. Tanıdığınız o kadar çok insan var ki ama siz her gün gününüzün büyük bir kısmını sadece birkaç kişiyle geçiriyorsunuz.
Size bu yazı kapsamında 80/20 kuralını kendi hayatıma nasıl uyguladığımı, bu şekilde ürtkenliğimi ve hayattan aldığım tatmini nasıl artırabildiğimi ve hayat tarzımı ne şekilde desteklediğimi göstermeye çalışacağım.

80/20 Kuralının Hayatımdaki Yeri

Hayatımda birçok 80/20 oranı ile karşılaştım ve genellikle hepsi de ana etkinliklerim ve tutkularım ile ilgiliydi. Şu anda okuduğunuza benzer makaleler yazmayı, radio yayını yapmayı ve diğer iş adamları ile Skype ve bloglar üzerinden iletişim kurmayı gerçekten seviyorum. Her gün yazarak harcadığım 2 ila 4 saat benim için para kazandığım saatler. Makalelerim ve radyo kayıtlarım benim için en büyük gelir kaynaklarından biri, aynı zamanda iş fırsatları yaratmamda ve kendimi yaratıcı şekilde ifade edebilmemde bana yardımcı oluyor. Hem finansal hem de içsel tatmin anlamında en çok verim aldığım dönemlerin günün bu saatleri olduğunu kolaylıkla söyleyebilirim.
Eminim sizin de kendi hayatınızda buna benzer bir hikayeniz mutlaka vardır. Keyif aldığınız zamanlarda ortaya çıkardığınız verimlilik de en yüksek seviyesindedir. Bu arada, tutkuyla yaptığınız aktivitelerin ev faturalarınızı ödeyebilme noktasında size yararı dokunmuyor olabilir, ki bu da ne yazık ki hayatımızı bütünüyle zevk aldığımız şeylere bağlamamızın mümkün olmadığı anlamına geliyor. Bu nedenle bu makalede ilerleyen satırlarda size yaşamınızı daha stabil bir finansal duruma ve kişisel olarak 80/20 kuralını uyguladığınız bir noktaya nasıl taşıyacağınıza ilişkin çok daha fazla şey söylüyor olacağım.
Hayatımın belli dönemlerinde sevmediğim ve yetkin olmadığım işlerle bolca mücadele ettim ve bunları yaparak zamanımın birçoğunu harcadım. Örneğin, muhasebecilik favori listemde ilk sıralarda kesinlikle yoktu. Google AdWords kampanyalarındaki anahtar sözcükleri yönetmek her zaman severek yaptığım bir iş değildi çünkü değişkenleri test etmek ve istatistikleri izlemek için yeterince sabırlı biri değildim. Aynı şey Google Analytics için de geçerli. Bu aktiviteler temelde daha sayısal işlerdi ve ben sayılarla uğraşabilecek o uygun insanların arasında yer almıyordum. Bu nedenle mümkün olan ilk zamanda bu işleri programlama ve grafik tasarım gibi işlerle de beraber alanında uzman ve bu işleri yapmaktan zevk duyan kişilere bıraktım.
Zamanımın bir kısmını işleri sürüncemede bırakarak ya da çok az yararı dokunacak işler yapıp verimsiz şekilde çalışarak da harcıyorum. Bu genellikle yorgun olduğum ya da fiziksel kapasitemin altına indiğim zamanlarda oluyor. Böyle zamanlarda kendimi üretken olma noktasında motive edecek denli zihinsel bütünlüğe sahip olamıyorum. Fakat artık böylesi durumların daha az zaman kaybına yol açmasını sağlayabiliyorum. Ortaya yazarak bir şeyler çıkaramayacağımı bildiğim için bu saatleri çalışarak ve kitap okuyarak geçiriyorum. Çünkü yazmak için zihnimi yüzde 100 yazacağım şeye odaklayamadığımdan bu zamanı bir şeyler öğrenerek geçirmek benim için çok daha mantıklı bir hamle oluyor.

İş Hayatındaki 80/20 Kuralı

İş hayatında 80/20 oranlarını yakalamak toplam performansı maksimize etmek için olmazsa olmazlar arasında yer alıyor. Gelirin büyük bir kısmını yaratan hizmet ya da ürünlerin oranını (yüzde 20) tespit edin ve geriye kalan, sadece marjinal yararlar sağlayanları ise göz ardı edin. Zamanınızı işinizin temel yetkinliklerinizle geliştirebileceğimiz parçaları üzerinde çalışmaya ayırın ve bu yüzde 20’lik oran dışında kalan işleri ise bırakın diğer insanlar yapsın. En fazla çabayı size en fazla değer yaratacak olanların üzerinde harcadığınızdan emin olun. Başarılı çalışanlarınızı ödüllendirin, diğerlerinin ise vazgeçilmez olmadığını kabullenin. Az gelir getiren müşterileriniz yerine, gelirinizin büyük bir kısmını yaratan müşterileriniz için hizmet ve ürünlerinizi geliştirmeye ve yeni satış teknikleri oluşturmaya odaklanın.

80/20 Kuralını Yaşam Biçimine Dönüştürmek

Hayatınızı analiz etmeye ve onu daha küçük parçalara ayırmaya başladığınızda, 80/20 kuralının birçok noktada hakim prensip olduğuna tanık olursunuz. Buradaki anahtar şey ise bir kere mutluluğunuzdaki baskın belirleyici faktörü tespit ettiğinizde her şeyin birbiriyle uyumlu şekilde yürümesini sağlayabilmek ve size daha az tatmin vermelerine rağmen toplam aktivitelerinizin yüzde 80’ini oluşturan etkinliklere zaman ayırmaktan kaçınmaktır.
Söylemeye çalıştığım şey çok basit, sizin için en iyi sonuçları getiren aktivitelere odaklanın. Bunu hem iş hem de özel hayatınızda yapın. Birçok insan için en büyük problem ise hayatlarını sevdikleri şeyler üzerine ne şekilde inşa edebileceklerini tam olarak bilememeleri. Şimdi gelin, biraz buna odaklanalım.
Toplum algısında şöyle bir insan profili vardır: Keşfedilmek için elinden geleni yapan, bir yandan da şansı dönene dek her gün iş yerinde uzun ve korkunç mesai saatlerine katlanmak zorunda kalacak olan, en nihayetinde keşfedilen ve ünlü bir isme dönüşen insan. Böyle bir yoldan geçip en sonunda gerçekten ünlü olan böyle insanların oranının da 80/20 kuralı tarafından yönetildiğini söylersem sakın şaşırmayın. Çünkü bu insanların sadece çok küçük bir yüzdesi ün dolu bir sona erişebiliyor.
Aynı şey girişimciler için de söylenebilir. Bu yazıyı okuyan sizlerin yüzde kaçı muhtemelen hiç sevmediği bir işte çalışıyor, hem de uzun mesai saatlerinin ardından hala hayallerinizdeki işi kurduğunuzu düşlerken?
Gerçek olan şu ki; bu oldukça üzücü bir gerçek, yeryüzünde pek çok kişi yaptığı işi sevmiyor ve sadece haftasonları ve mesai saatleri dışındaki zamanlarda tutkularıyla yaşayabiliyorlar. Sadece çok az kişi günün her saati tutkuları ve sevdikleri işlerle tüm zamanını geçirme şansına sahip. Siz de bu şanslı insanlardan biri olmak istiyorsanız öncesinde bunun için yapmanız gereken bazı şeyler var:

Maddi Varlıklarınıza Değil Tutkularınıza Odaklanın

Buradaki en basit şey herkesin ünlü biri olamayacağı gerçeğini kabullenmek. Elbette bu yazıyı okuyan herkes milyon dolarlık bir iş kuramayacak. Fakat size hedeflerinizden vazgeçin demiyorum, çünkü ben de her gün kendi hedeflerim üzerinde çalışıyorum. Bugün daha büyük bir tatmin duygusu yaşamak için daha akıllıca çalışabilirsiniz, 80/20 kuralı dediğimiz şey ise tamamen bundan ibaret. Bu kuralı uygulayabildiğiniz ölçüde bahsettiğimiz o ünlü insanlardan ve girişimcilerden biri olma şansınızı yükseltmiş olursunuz, çünkü kural sayesinde yetkin olduğunuz işlere çok daha fazla zaman harcamaya başlayacaksınız.
Bu noktada yapmanız gereken ilk şey, ki bu işi en zorlu aşaması, neye tutku duyduğunuzu belirlemek. Bazıları bu soruya kolaylıkla yanıt verebilir: ‘ünlü bir piyanist/ şarkıcı/ şair/ yazar olmak istiyorum’, ‘Kendi emlak şirketimi/ kahve dükkanımı/ reklam ajansımı kurmak istiyorum’ gibi. Bazıları ise daha genel bir cevaba sahiptir. ‘Her gün gidip geleceğim bir işim olsun istemiyorum’ ya da ‘kendi işimi kurmak istiyorum’ derler ama henüz spesifik bir iş tanımları yoktur. Siz de henüz tutku duyduğunuz şeyin ne olduğunu bilmiyorsanız, öncelikle kendinizi test etmenizi öneririm. Neyi sevmediğinizi bilmek her zaman daha kolaydır, bu nedenle neyi sevdiğinizi bulana dek bu işi yapmaya devam etmeyi deneyebilirsiniz.

Çıktılar ve Girdiler

Lafa hemen girmeden önce girdiler ve çıktılar konusuna dikkat çekmem gerekiyor. Birçok insan doğası gereği ideal bir tüketicidir, diğer bir deyişle girdileri hayatımıza dahil etme noktasında hepimiz becerikli varlıklarız. Herkes hayatında yapmaktan zevk aldığı şeyleri bir kerede ard arda sıralayabilir: hoş restoranlarda yemek yemek, abur cubur besinler tüketmek, kitap ve magazine okumak, parti ve dans kulüplerine katılmak, film izlemek, müzik dinlemek, yeni insanlarla tanışmak, internette dolaşmak, spor ve alışveriş yapmak. Bu etkinliklerin hepsi de hayatımıza aldığımız birer girdi niteliğinde, ki bu da diğer insanların çıktılarını tükettiğimiz anlamına geliyor.
Tutkuyla bağlı olduğunuz etkinliklerinizi göz önünde bulundurabilirsiniz fakat yaptığınız tek şey tüketmek ise sürdürülebilir bir tutku yaratmanız çok da mümkün olmayabilir. 80/20 kuralını hayatınıza dahil etmek niyetindeyseniz sizin için tutkuya dönüşen etkinlikleri hayatınızda belli bir yere konumlandırmaya ihtiyacınız var demektir çünkü bu tutkularla başkalarının da yapmaktan zevk alabileceği yeni çıktılar üretiyor olacaksınız. Evet, film izlemek, restoranda yemek yemek ve kitap okuyarak para kazanabilirsiniz fakat bunu çok uzun bir süre yaptığınız takdirde sizin için tatmin edici bir şey olmaktan çıkacaktır ya da bunun karşılığında sizin de bir şeyler ortaya koyabilmeniz gerek. İşte bunlar da sizin çıktılarınız, yani ortaya çıkardığınız değer olacak.
Niyetiniz kendi restoranınızı ya da kendinize ait yemek ile ilgili bir blog sitesi açarak ya da bir aşçı olarak değer yaratmak ise hoş restoranlarda yemek yemeyi sevdiğinizi ve biricik tutukunuzun yemek olduğunu iddia edebilirsiniz. Müzik dinlemeyi seviyorsanız, aynı zamanda kendi müziğinizi yapmaktan ya da blogunuzda müzik endüstrisi hakkında düşüncelerinizi yazmaktan da mutluluk duyabilirsiniz.
Sadece diğer insanlar için onların hoşlarına gidecek değeri yaratarak tutkunuzu sürdürülebilir bir gelir kaynağına dönüştürebilirsiniz. Muhtemelen şimdiye dek zaten çok kere başkalarına faydası dokunan şeyleri tutkuyla ortaya çıkardığınızda muhteşem hissetmişsinizdir. Fakat şu an için işe nereden koyulacağınızı bilmiyor ve neye karşı tutku duyduğunuzu bilmediğiniz için kendinizi çaresiz hissediyorsanız 80/20 kuralını uygulamaya başlamadan önce yapmanız gereken ilk şey yaratıcı olmak ve hayatınıza aldığınız girdileri kıymetli çıktılara dönüştürmek. Unutmayın sadece tüketerek tamamen mutlu olmak hiçbir zaman mümkün olmayacaktır.
80/20 kuralını yaşamaya başlamadan önce yapılması gereken: tüm enerjinizi yapmaktan keyif aldığınız şeylere yoğunlaştırmak.
Yarı zamanlı iş – Yarı zamanlı tutku: Sevmediğiniz bir işi yapmak için harcadığınız zamanı azaltın, çok daha fazla zamanı tutkularınıza ayırın. Bu noktada bunu yapamayacağınızı çünkü paraya ihtiyacınız olduğunu söyleyebilirsiniz. Oysa ben iddia ettiğiniz kadar paraya gerçekten ihtiyacınız olduğundan biraz şüpheliyim. Birçok insan yarı zamanlı bir işle hayatlarını idame ettirebilecekken, çok daha fazla şey için arzu duydukları için daha fazla mesaili işlerde çalışmayı tercih ediyor. Zamanla da istekler ihtiyaçları aşıyor, ki bu modern, pazarlama tekniklerinden bolca etkilenen materyalist dünyanın en büyük açmazlarından biri.
Size bir münzevi gibi yaşamanızı önermiyorum elbette ama gerçek mutluluğa daha fazla para kazanarak değil yapmayı en çok sevdiğiniz şeyleri yaparak erişilebileceğine inanıyorum. Para parayı çağırır lafının ardından sürüklenmek bazen sakıncalı olabilir. Oysa tutkularınızın peşinden gittiğiniz zaman daha büyük bir gelir kaynağına erişebilirsiniz çünkü ortaya çıkardığınız değer çok daha büyük olacaktır. Bu nedenle, enerjinizi güçlü özelliklerinize yaptığınız yatırımı artırmak için harcayın, zamanla bunun ödülünü alıyor olacaksınız.
Maaşlı işinizi haftada üç güne indirin ve romanınızı daha hızlı yazmak, aklınızdaki buluşu hayata geçirmek, veya yazılım fikrinizi kodlamak için daha fazla zaman ayırın.. Yani gerçekte neyi istiyorsanız onu yapmak için ayırdığınız zamanı arttırın.

Korkularınıza yenik düşmeyin

İnsanların çoğunu hayallerinin peşine düşmekten alıkoyan en büyük faktör korkudur. Güvensizlik hissi, daha düşük maaş korkusu ve bilinmez bir gelecek algısı insanların kendilerini mutsuz eden rutinlerinden çıkmalarını engeller. Bu rutinler ise zamanla mutsuzluk, depreyon, sağlık sorunları, düşük gelir ve en nihayetinde de erken ölümle sonuçlanır. Böyle bir hayat çizgisini kim ister ki?
Korkularınızın hedeflerinizin önüne set çekmesine izin vermeyin. Bir süreliğine kenara çekilin, içinizdeki tutku duyduğunuz şeyleri yeniden değerlendirin, kafanızdaki para denkleminden kurtulun ve hayat planlarınızı 80/20 kuralını temel alan etkinliklerle kurgulayın. Hangi işte yetkinseniz o işi hayatınızda maksimize edin. Kendiniz ve işiniz için en fazla çıktı yaratan aktiviteleri bulun ve enerjinizi karşılığını daha çok göreceğiniz bu şeylere harcayın.

Yazılarımda 80/20 kuralından sıkça bahsediyorum, bu yüzden konsepte uygun bir giriş yapmanın zamanı geldiğini düşündüm. Bunun her iş insanı için - her insan için - temel olduğuna inanıyorum, bu nedenle bu kuralı hiç duymadıysanız, lütfen anlatmak üzere olduğum her şeyi okuyup özümseyebilirseniz, yaşamınızı değiştirebilir.

80/20 kuralı bir istatistik gibi görünür ve bir şekilde de öyle. Şahsen ben büyük bir matematik hayranı değilim ve sayfa görünümleri, gösterimler, benzersiz ziyaretçiler gibi temel web istatistiklerinin ötesinde değilim - ve kendimi genişlettiğimde - dönüşüm oranları ve bölünmüş testler gibi, tüm karmaşık sayıları denemeye çalışıyorum. Duygu, fikir ve kavramlarla daha iyi çalışıyorum.

80/20 kuralı ile ilgili iyi bir şey, inanan olmak için istatistikleri anlamak zorunda olmamanızdır. Evet, iktisatta temelleri var ve evet, Pareto adlı bir adamın istatistiksel analizini kullanarak “kanıtlandı”, ancak yalnızca ekonomi profesörleri tarafından anlaşılması amaçlanmadı.
İşte Vikipedi'nin bu konuda söyleyecekleri:
Prensip, yönetim düşünürü Joseph M. Juran tarafından önerildi. İtalya'daki gelirin% 80'inin İtalyan nüfusunun% 20'sinin alındığını gözlemleyen İtalyan iktisatçı Vilfredo Pareto'nun ismini almıştır. Varsayım, herhangi bir durumdaki sonuçların çoğunun az sayıda nedene göre belirlendiğidir.

80/20 Yolu Yaşamak: Daha Az Çalışın, Daha Az Endişelenin, Daha Çok Başarılı Olun, Daha Çok Yararlanın Richard KochI, 80/20 Kuralına ilk maruz kaldığımı tam olarak hatırlayamıyorum, ancak ilk gerçekten ne zaman eve çarptığını biliyorum. Yerel kitabevimdeydim ve Richard Koch tarafından Living The 80/20 Way'in bir kopyasını aldım. Koch 80/20 Kuralını aldı ve konuyla ilgili bir dizi kitap yazarak kendi yaptı. 80/20 Way Yaşam bana çok yakışıyor çünkü tutkularınıza odaklanarak verimli bir şekilde maksimum memnuniyet arayan yaşam yaşamını tartıştı (Koch, iş dünyası ve yöneticiler için çok fazla zevk almadığım 80/20 Kuralına odaklanan başka kitaplar yazdı) . Bazen kendimi “çok çalışmamak” için tembel olmakla suçladım ama yaptığım şeyin 80/20 yaşam tarzı olduğunu ve aslında kendimden daha çok çalışanlardan daha üretken olduğunun farkına vardım.

Tam Olarak 80/20 Kuralı Nedir?
Rakamlarla, sonuçlarınızın yüzde 80'i girdilerinizin yüzde 20'sinden geliyor demektir. Pareto'nun araştırmasıyla gösterdiği gibi, bu “kural” çok kaba bir şekilde 80/20 oranına kadar geçerlidir, ancak çoğu durumda oran çok daha yüksek olabilir - 99/1 gerçeğe daha yakın olabilir.
Gerçekten hangi rakamları uyguladığınız önemli değil, anlamanız gereken önemli şey, yaşamınızda mutluluğunuzun ve çıktılarınızın çoğunluğunu (yüzde 80'ini) hesaba katan belirli aktiviteler (yüzde 20) olduğudur.
Faaliyetlerinizin yüzde 20'sinin finansal kazancınızın yüzde 80'ini ürettiğini söylememi beklemiş olabilirsiniz ve bu doğrudur, muhtemelen her hafta gelirinizi üreten bir avuç etkinlik vardır. 

80/20 Kuralı'nı kesinlikle işinizin veya iş yaşamınızın birçok yönüne uygulayabilirsiniz, ancak genel mutluluğunuz ve memnuniyetinizin odaklanmak için daha iyi değişkenler olduğuna inanıyorum. Para, mutluluğunuzda kesinlikle önemli bir rol oynar ve paranız 80/20 ilişkilerden etkilenir, ancak bu yalnızca genel refahınıza yol açan, birincil endişeniz gereken bileşendir.

Finansal özgürlük sizin için önemliyse ve planlarınızın büyük bir kısmı bu adıma birinci aşama olarak bakın ve tutkularınızı gelir getirici tekliflere dönüştürmeye çalışın. İşinizi müşteri, müşteri, satış veya satışla büyütün. işiniz sizi desteklemek için büyüdükçe ve artık iş gelirinize ihtiyaç duymadığınızda işinizi tutku süresi oranına göre ayarlamaya devam edin. Yaptığınız her şeyde 80/20 etkinlikleri arayın ve verimsizlikleri olabildiğince çabuk düşürün.

Korkunun Sizi Durdurmasına İzin Verme
Çoğu insanın hayallerini kovalamasını ve gerçek hedeflerine doğru çalışmasını engelleyen en büyük faktör korku. Güvenlik eksikliğinden korkma, azalan maaş ve bilinmeyen geleceğin, insanları tatmin edici olmayan rutinlere kilitlemesini sağlar. Bu yol üzüntü, depresyon, sağlıksızlık, düşük gelir ve nihayetinde erken ölüme yol açmaktadır. Bunu kim istiyor!

Hedeflerinize ulaşmamak için korku olmanıza izin vermeyin. Durdurun, gerçek tutkularınızı yeniden değerlendirin, para denklemini yeterince kaldırın, böylece mali durumdan endişe duymadan düşünebilir ve 80/20 yaşam tarzı faaliyetlerinize doğru ilerlemek için planlar yapabilirsiniz. Neyin iyi olduğunu en iyi duruma getirin Sizin ve işiniz için en iyi sonuçları veren faaliyetleri bulun ve enerjinizi büyük ödüllerin olduğu yere koyun.
Yaro

80/20 Doktoru⇭→


Vaktimizin yüzde 80’i, tanıdığımız insanların yalnızca yüzde 20’siyle geçiririz


Bu kuralı iş yaşamında da uygulamak mümkün. Performansınızı en yüksek seviyeye çıkarmak için gelirinizin büyük bir kısmını oluşturan hizmet ya da ürünlere odaklanın


Gelirinizin yüzde 80’ini oluşturan hizmet ve ürünlere odaklanın. Yani işin yüzde 20’sine odaklanıp o işi en iyi şekilde yaparak yüzde 80 geliri verimli bir şekilde elde edin. İş yaşamında ise asıl sorumluluklarınıza odaklanıp asıl işinizi en iyi şekilde yapmaya çalışın. Size yük olan, işinizi yavaşlatan işleri mümkünse başkalarına devredin. Böylece asıl işinizdeki performansınız en yüksek seviyeye çıkacak.

Kişisel zamanımızı yönetirken de bu kuralı göz önünde bulundurmalıyız. Örneğin ne kadar vaktimiz olursa olsun elimizdeki işi sahip olduğumuz zamanda bitirebiliyoruz. Ne daha az ne daha fazla




Ama aslında vaktin yüzde 20’lik kısmında verimli olarak işin yüzde 80’inini rahatça tamamlayabiliriz. Bunun yerine çoğu zaman o işi sahip olduğumuz vakte yayıyor ve sahip olduğumuz zamanın yüzde 80’ini başka işlerle oyalanarak geçiriyoruz. Bu ise zaman kaybına yol açıyor.

80/20 Kuralı tüm hayata yayılabilecek kadar esnek bir kural. Basitçe çıktıların çoğunu, çabanızın az bir kısmıyla elde ediyorsunuz. Örneğin bir sınava hazırlanıyorsanız soruları %80’ini oluşturan konuların %20’sine odaklanın




Böylece sınavda çıkacak konuların yüzde seksenine hakim olacak ve tüm sorularda şüphe duymak yerine soruların yüzde 80’inden emin olacaksınız.

Bu oran çoğu zaman değişse de asıl odaklanmamız gereken nokta azın ne kadar çok olabileceğidir. Hayatımızdaki her duruma bire bir uyum sağlamasa da bu kurala göre düşünmek hayatımızdaki riskleri azaltabilir, düzeni sağlayabilir ve farklı bir düşünme biçimi kazandırabilir



Temelde nedenler ve sonuçlar arasındaki denge eşit değildir, hatta oldukça dengesizdir. Hayatınızı bu dengesizliğin farkında olarak düzenleyin. Her neden ve her sonuç aynı öneme sahip değildir















sahip olduğumuz kıyafetlerin sadece yüzde 20’sini, zamanımızın yüzde 80’inde giyiyoruz. Yani çok daha az kıyafetle bir eksiklik hissetmeden yaşayabiliriz. Bu da akla direkt olarak minimalist bir yaşam biçimini getiriyor

Oxford’da öğrenciyken bir hocam “Kitaplar çok daha hızlı okunabilir” demişti. “Zevk için değilse, bir kitabı asla baştan sona okuma. Önce sonuç, sonra giriş bölümlerini oku; ardından yine sonucu oku. Son olarak ilgini çeken parçalara şöyle bir göz at.” Aslında söylediği şuydu: Bir kitabın değerinin yüzde 80’i sayfaların yüzde 20’sinde gizlidir.



İşte gerçek altın kural!



Bu kadar uğraşıyoruz, neden istediğimiz gibi olmuyor? Peki, hiç tahmin etmediğimiz bu satış rakamına nasıl oldu da bir çırpıda ulaştık? Yoksa değersiz şeylere boş yere zaman ve emek mi harcıyoruz? Belki de hem iş hem de özel hayatımızda bizi meşgul eden fazlalıklardan kurtulmanın zamanı gelmiştir. Richard Koch işin sırrını açıklıyor: Sonuçların yüzde 80’i sebeplerin yüzde 20’sinden kaynaklanır. O yüzde 20’yi bulun ve hayatınız sonsuza dek değişsin.





Pareto Prensibi Nedir?



https://www.startupnedir.com/pareto-prensibi-nedir/






Zaman yönetimi, üretkenlik ve verimlilik gibi konular, bir firma sahibi olarak ya da kendi işinizi kurmayı düşünen biri olarak sizin için oldukça önemli konulardır. Zamanınızı nasıl yöneteceğinize dair kafanızda sorular var ise bu konuda Pareto prensibi size yardımcı olacaktır.

Nereden çıkmış?

Öncelikle Pareto prensibinin ne olduğuna ve nasıl ortaya çıktığına bakalım. ’80/20 kuralı’‘asgari çaba ilkesi’ veya ‘dengesizlik ilkesi’ olarak da bilinen bu prensip, İtalyan ekonomist Vilfredo Pareto tarafından bulunmuştur. 19.yy ’daki İngiltere ekonomisinin servet ve gelir dağılımını incelerken, servetin %80 ‘inin, nüfusun %20 ‘sine ait olduğunu fark etmiş. Kendi ülkesi ve diğer ülkeler için de bu verilere baktığında benzer sonuçları elde etmiştir fakat o dönemde bunu açıklamada yetersiz kalmıştır. Daha sonraki zamanlarda George K. Zipf ve Joseph Moses Juran tarafından bu kuram önem kazanmıştır. Vilfredo Pareto ‘ya ithafen de Pareto prensibi olarak literatüre geçmiştir.

Sadece ekonomi değil, birçok yerde..

Pareto prensibi, ekonomi ile ilgili olarak ortaya atılsa da yaşamınızın büyük bir bölümüyle de uyum sağladığı görülmüştür. Bu kurama göre hayatımızdaki sonuçların %80 ‘i, o işi yapmak için sarf ettiğimiz çabanın %20 ‘sinden kaynaklanır. Yani bir işin, en önemli ya da daha öncelikli olan  %20 ‘lik kısmını çok iyi yaparsanız, işinizin çoğunu halletmiş olursunuz. Pareto prensibi size bilinçli bir seçim yaparak, daha az çaba ile daha çok işi, verimli bir şekilde yapma fırsatı verir. Bundan dolayı da şirket politikalarının hazırlanmasından, kişisel gelişime kadar birçok alanda karşımıza çıkar.  Örneğin;
  • Bağışların %80 ’i toplumun %20’si tarafından yapılır.
  • Trafik kazalarının %80 ‘i sürücülerin %20’sinden kaynaklanır
  • Satışın %80 ’ini satışçıların %20 ‘si tarafından yapılır.
  • Dünya servetinin %86 ‘sı toplumun %8 ‘inin elindedir.
  • Vaktimizin %80 ’i tanıdıklarımızın %20 ’si ile geçer.
Bu oran kesin olarak 80/20 ya da toplamda 100 ‘e tamamlanmak zorunda değildir.70/30, 85/15, 80/16 ‘da olabilir. Bu prensipteki asıl olay neden ve sonuçlar arasındaki dengesiz orantıdır.

Biz Ne Yapmalıyız?

Pareto prensibini hayatımıza uygularken nelere dikkat etmeliyiz…
  • En fazla çabayı, size en fazla değer yaratacak olanların üzerinde harcadığınızdan emin olun. Örneğin; Microsoft en fazla raporlanan hataların %20’sini çözerek, çökmelerin %80’inin engellenmesinin mümkün olduğunu belirtmiş.
  • Pareto prensibine göre şirkete giren paranın %80 ’i, müşterilerin %20 ‘sinden gelir. Bu yüzden gelirinizin büyük bir kısmını yaratan müşterileriniz için hizmet ve ürünlerinizi geliştirmeye ve yeni satış teknikleri oluşturmaya odaklanın.
  • Yapılacak işler listenizin içinde boğulmayın. Eğer listenizde işler çok fazlaysa bunları gözden geçirin, bu madde %80 ‘lik kısımda mı yoksa %20 ‘lik kısımda mı sorusunu kendinize sorun. Diğerlerinden daha az öncelikli ya da basit olan işleri ya hemen yapıp bitirin ya da listenizden çıkarın.
  • Zamanınızı katma değeri yüksek, yaratıcı ve kaliteli işler için harcayın.
  • Riskleri ve sorunları önemli azınlıktan başlayarak kontrol altına alın. En çok sorun çıkaran noktalara öncelikle odaklanın muhtemelen bu sorunları çözdüğünüzde problemlerin %80 ‘ininden kurtulmuş olursunuz.
  • Kendinize yeni hedefler koyarken, sizin için başarının ne olduğuna karar verip kritik aktivitelerinize öncelik verin, önemsiz hedeflerinizle vakit kaybetmeyin.
Hayatınızda azınlıkta olan daha önemli %20 ‘lik kısma önem verip, onları başarmak hem kendinizi daha iyi hissetmenize neden olacak hem de zamanınızı, dolayısıyla da hayatınızı çok daha etkin ve verimli bir şekilde geçirmenizi sağlayacaktır. Bu prensip ile gelişmekte olan şirketinizin daha iyi yerlere gelmesini sağlayabilirsiniz.
Horseradish - yemek pişirmek ve çeşitlemeleri için klasik bir tarif

Источник: https://ogorodko.ru/khrenovina-retsept.html



Horseradish klasik tarifi
sezonun başlangıcında, çoğu yaban turpu meze, klasik bir tarif veya başka seçenekler ile ilgileniyor. Örneğin pancar, acı biber, sarımsak, limon suyu veya sirke ile kış yapabilir ya da hiç domatessiz yapabilir, ancak dolmalık biber ekleyebilirsiniz. Ayrıca, yemek pişirerek veya pişirmeden tarifleri takip edin, siz karar verin ...

Yaban turpu atıştırmalıklarını hazırlamak için klasik tarif

Hasat sonbaharında en son hasatlardan birine haklı olarak yaban turpu denilebilir (bir başka isim yaban turpu, gorloder, baharat çeşnisi, gözü dışarıya ayırma, Rusça Acıka, devedikeni, kobra, yaban turpu atıştırması, yaban turpu gibi). Baharatlı sevenler özellikle meze, et yemekleri ve balık lezzetleri ekleyerek takdir ederler. Baharat da aspic için yeri doldurulamaz! Yaban turpu nasıl hazırlanmış olursa olsun, klasik tarif her zaman ev kadınları arasında en popüler ve popüler kalacaktır.Horseradish - yemek pişirmek için klasik bir tarif
Yaban turpu genellikle iki ana madde içeren bir sosdur: yaban turpu kökü ve domates. Domates sevmeyenler için, onları pancarla değiştirebilir, tariflere biber, sarımsak ve başka baharatlar ekleyebilirsin.
Bileşenlerin pişirilmesi gerekmediğinde, bu baharatı pişirme seçeneği vardır, aksine, ısıl işlem uygulanmış bir yaban turpu vardır (böyle bir hazırlık kışın tam olarak ekşi olmaz). Sos nasıl yapılırsa yapılsın ana kalitesi keskin tadıdır. Bu nedenle, yaban turşusunu domateslerle kapamak için aşağıdaki malzemelere ihtiyacınız olacak:
  • 100 gr yaban turpu (oldukça büyük bir kök)
  • 1 kg olgun kırmızı domates
  • 2 çay kaşığı tuz
  • 1 çay kaşığı toz şeker
  • 100 g sarımsak (2-3 kafa
  • domates ve sarımsak ile yaban turpu hafifçe asidiktir, keskin tadını ve ana bitkinin kokusunu yumuşatır. İstenirse, sarımsak ve şeker alınamaz, ancak tadı çok kuvvetli ve baharatlı olacaktır. Bir adım adım iştah açıcı aşağıdaki gibi hazırlanır:
  • Hazırlanan sebzeleri iyice durulayın ve kurulayın. Domatesler birkaç bölüme ayrılır. Horseradish'i iyice soyun ve kesin. Sarımsak başları, her biri soyulmuş olan karanfile bölünür
  • Tüm bileşenleri bir kıyma makinesinde veya bir karıştırıcıda öğütün. Elde edilen kitleye hazırlanan baharatları - tuz ve toz şeker koyun, her şeyi iyice karıştırın
  • Elde edilen kütleyi önceden hazırlanmış kuru steril kavanozlara yerleştirin ve kapakları kapatın. Böyle bir horserador tadı korur ve uzunca bir süre ekşi olmaz, ancak serin bir odada ve ideal olarak bir bodrum katında veya mahzende saklamanız gerekir, ancak buzdolabına koyabilirsiniz
  • Acı biber ile yemek

    Yaban turpu hazırlanırken, klasik tarif, evin tadı tercihlerine bağlı olarak ek malzemelerle seyreltilebilir. Acı baharatlı lezzet sevenler için, acı biberli yaban turpu için bir tarif sunuyoruz. Bu atıştırmayı hemen ya da kışın, depolama sırasında steril kavanozlara alarak yiyebilirsiniz. Bu boşluk için ihtiyacınız olacak:
    • 3-4 orta yaban turpu kökü
    • 2,5 kg olgun domates
    • 6-8 adet dolmalık biber
    • 4-5 acı biber kabukları
    • 4–5 kafa sarımsak
    • 200 g şeker
    • 2 yemek kaşığı. tuz yemek kaşığı
    • 120 ml masa sirkesibiberli yaban turpu
    Yıkanmış ve iyi kurutulmuş sebzeler doğranmış olmalıdır. Bunu size uygun herhangi bir yöntemle yapabilirsiniz: bir kıyma makinesi, blender, bıçak kullanarak.
    Homojen bir sebze kütlesi elde ettikten sonra, onlara tuz, kum ve sirke ekleyin. Her şeyi iyice karıştırın ve bankalara yerleştirin. Böyle bir iş parçasını serin bir yerde - buzdolabında, balkonda veya kilerde saklamak en iyisidir.

    Pancar Tarif

    Yaban turpu içeren domatesler ve sarımsak - klasik bir yemek tarifi, pancar ile başarıyla değiştirilebilir. Pancarlı yaban turpu tarifi, baharatlı sevmeyenler için harika bir seçenektir. Hasat için yapmanız gerekenler:pancar ile hrenovina
    • 1 orta omurga
    • 2 orta pancar
    • Çeşnilikler - tuz, toz şeker, sirke - tercihinize göre
    Yaban turpu ve pancarları bir kıyma makinesinden geçirin veya bir blender ile öğütün. Deneyimli ev hanımları pancarları rende üzerine sürtünmelerini önerir, bu durumda sosun kıvamı daha yumuşak olur.
    Kıyılmış sebzeleri tuzlayın, kum ve sofra sirkesi ekleyin. Sirke limon suyu ile değiştirilebilir, bu durumda yaban turpu çok keskin olmaz. Her şeyi karıştırın ve demir kapakların altındaki steril kavanozlara yerleştirin.

    Ekşi yapmamak için bir yaban turpu aperatif nasıl yapılır

    Pek çok ev hanımı yemek yapmadan yapılan yaban turpu atıştırmalıklarının kötüye gidebileceğinden korkuyor ve yaban turpu ekşi olmaması için kendilerine ne yapacaklarını soruyorlar. Bitkisel yağ yardımıyla sorun oldukça basit bir şekilde çözülür. Domates - Bu durumda kaynatın sadece bir bileşen gerektirir. Bitkisel yağ içeren reçete sadece tüm vitaminleri ve lezzet özelliklerini korumakla kalmayacak, aynı zamanda bir yıl boyunca saklanacaktır.
    Malzemelerin aşağıdaki oranda alınması gerekir:
    • 2 orta yaban turpu köksapı
    • 2 kg olgun kırmızı domates
    • 3-4 sarımsak başlıkları
    • 1 yemek kaşığı. bir kaşık tuz ve kum
    • 3 yemek kaşığı. % 9 sirke yemek kaşığı
    • 100 g bitkisel yağhorseradish yemek nasıl
    Aşamada pişirme:
    1. Hazırlanan, yıkanmış ve kurutulmuş kökleri ve sarımsakları bir kıyma makinesinde veya karıştırıcıda ezin (sebzeyi işlemeden önce 1-2 saat boyunca soğuk suda bekletmeniz önerilir)
    2. Domatesleri soyun (tercihen) ve küçük parçalar halinde kesin.
    3. Domateslere toz şeker ekleyin, tuzlayın ve iyice karıştırın
    4. Domatesleri yavaş ateşe verin
    5. Kaynattıktan 15 dakika sonra onlara bitkisel yağ ve sirke ekleyin
    6. Ortaya çıkan domates kütlesini doğranmış yaban turpu kökü ve sarımsak ile karıştırın, steril kavanozlara koyun, yuvarlayın ve örtülerin altında bir gün bekletin. Sarımsak ve bitkisel yağ horseradish hazır

    Küçük hileler

    Yaban turpu pişirmek için hangi yolu seçerseniz seçin, bu baharatlı baharat için her zaman bu sebzenin sadece taze ve kaliteli köklerini kullanın. Bunu elde etmek için, kazmak için doğru zamanı seçmeniz gerekir.
    Deneyimli bahçıvanların ilk donun başlangıcından sonra kazmaları tavsiye edilir, bu durumda tüm zevkini koruyacak ve güçlü olacaktır. Sıcak mevsimde kazılan kök, yemeğe istenen keskinliği ve faydalı malzemeleri vermeyecektir.
    Pişirmeden önce, sebzenin uygun şekilde işlenmesi gerekir. Kökler ancak cilt ondan alındıktan sonra yıkanmalıdır.
    Bildiğiniz gibi, yaban turpu işlemek gözleri kesmekten çok daha fazla tahriş ediyor. Horseradish'in öğütme sırasında yaydığı uçucu yağların etkisini engellemek için, doğrudan kıyma makinesine koymanız gereken normal bir plastik torba kullanarak başarılı olabilirsiniz.
    Zevkle ve afiyetle pişirin!


    Источник: https://ogorodko.ru/khrenovina-retsept.html


    Источник: https://ogorodko.ru/khrenovina-retsept.html


    Источник: https://ogorodko.ru/khrenovina-retsept.html