20 Haziran 2017 Salı

CİLDİ GÜZELLEŞTİREN BESİNLER

İçten Dışa Güzellik…
Güzelliğe Giden Yol Yiyeceklerde…
Cilt Sağlığını ve güzelliğini korumak için neler yemeli?
Balık
Sağlığımız için oldukça önemli olan Omega-3 yağ asitlerinden zengin balık, cildin elastikiyetini artırarak yaşlanmayı geciktirirken aynı zamanda cilt kalitenizin gelişmesini sağlar.
Avokado
E ve C vitaminiyle yüklü bu tropikal meyve, içerdiği Omega-3 den zengin yağlarla, cildiniz için tüm kötü etkenlerle savaşır.
Kırmızı Meyveler
Kırmızı üzüm, kızılcık, çilek, kiraz, mürdüm eriği, böğürtlen ,karadut gibi kırmızı meyvelerin hepsini cilde gelen en etkili antioksidanlar olarak düşünebilirsiniz.
Siyah Çikolata
Ciltteki kan akışını düzenlemeye yardımcı çok güçlü bir antioksidandır.
Yeşil Çay
Aknenin doğal tedavisinde kullanılır. En zengin antioksidan kaynağıdır. Cildi sıkılaştırıcı etkisi vardır.
Nar ve Nar Suyu
Yüksek antioksidan içeriğiyle nar “süper besin” olarak da adlandırılır. Genişlemiş damarların görünümlerini azaltarak cildinizin daha sağlıklı görünmesini sağlar
Ispanak
Alfa lipoik asit ve luteinden zengin ıspanak, bu iki güçlü antioksidan bileşeni sayesinde cildi yaşlanmaya karşı büyük oranda korur.
Domates
Domates ve domates suyu cilt sağlığınız için önemli olan likopenin birincil kaynağıdır.Kuru ciltler üzerinde oldukça etkilidir.
Ceviz
Balık ve balık yağı gibi ceviz de omega-3’ün en güçlü kaynaklarından biridir.Yağ asidi içeriği sayesinde cildin elastikiyetini artırarak yaşlanmayı geciktirir ve daha pürüzsüz bir cilde sahip olmanızı sağlar.
Yumurta
Bulabileceğiniz en iyi protein kaynağıdır. Güzelliğiniz için çok önemli olan biotin ve B12 vitaminlerini de içerir. Cilt sağlığı için çok önemli olan çinkodan da zengindir.
Ananas
Cildin pul pul dökülmesini önleyen ananas bromelin içeriyor. Bu madde, kırışıklıkların ortaya çıkmasına neden olan, kolajeni yeniler.

DÜZ KARIN DİYETİ VE FERİN’İN ZAYIFLATAN SUYU

http://ferinbatman.com/duz-karin-diyeti-ve-ferinin-zayiflatan-suyu,2,12940#.WUlV6-vygdU
‘Flat Belly’, ‘Belly Diet’ gibi değişik isimlerle anılan bu diyet programı, geçtiğimiz yıllarda Amerika ve İngiltere başta olmak üzere birçok ülkede oldukça ilgi gördü ve binlerce kişi tarafından uygulandı. İşe yaradığı görülünce de bu sene daha değişik versiyonları uygulanmaya başlandı.
Bu programda hedef özellikle karın bölgesini düzleştirmek ve inceltmek.
Programı uygularken tarifini vereceğimiz suyu düzenli olarak içmeniz gerekiyor. Bu su vücudun asit baz dengesini düzeltiyor ve metabolizmayı hızlandırırken sindirim sisteminin de düzgün çalışmasını sağlıyor.
KURAL 1: Program boyunca tuz ve yüksek tuz içeren yiyecekler, tuzlu çeşnilerden kaçınılması gerekiyor. Tuz ve sodyum içerikli besinler ne kadar çok tüketilirse vücut o kadar çok su tutar.
KURAL 2: Karbonhidratlar en aza indiriliyor. 1 gr karbonhidrat yanında 3 gr su ile birlikte depolanır. Eğer maraton koşmuyorsanız, aşırı karbonhidrat tüketimine vücudun ihtiyacı yoktur ve fazlası yağ olarak yapışıp kalır.
KURAL 3: Program boyunca yediğiniz sebzelerin mutlaka haşlanarak pişirilmesine dikkat ediyorsunuz. Kurutulmuş ya da tatlandırılmış çiğ besinler yerine haşlanmışları tercih edilecek.
KURAL 4: Baklagiller, karnabahar, brokoli, pırasa, soğanlar, lahanagiller gaz yapmayı kolaylaştırdığından tüketimi en azda olmalı. Haftada 2 kezi geçmemeli.
Bu 7 kurala ilave olarak yaşam tarzınızda yapacağınız bazı değişikler de hızlı sonuç almanıza yardımcı olacaktır;
  • Gideceğiniz yerlere yürümek için bahane yaratın!
  • Sevdiğiniz yemeklerin düşük kalorili versiyonlarını deneyin!
  • Günde 1 adet greyfurt yemek vücut yağlarıyla savasmanıza yardımcı olur.
  • Besinlerinizi mavi renkli tabakta yemeyi deneyin! Böylece daha çok yeme isteğiniz azalabilir!
  • Gün içinde ihtiyacınız olan kalorilerin çoğunu öğleden önce almaya çalışın! Yani doyurucu bir sabah kahvaltısı yapın! Bu şekilde öğleden sonraki öğünlere yüklenmemiş olursunuz.
  • Evinizde kuru meyveleri bulundurun ! Gün boyu doğru miktarlarda tüketin!
  • Yemeğinizi yedikten hemen sonra dişlerinizi fırçalarsanız yatmadan evvel tekrar yeme isteğiniz azalacaktır!
  • Motive olmak için öncesi /sonrası fotoğrafları çekin!
  • Yüksek kalori içeren hazır meyve suyu,şekerli limonata,meyveli soda, süt tozlu kahveler, şuruplu içecekler gibi içecekleri tüketmeye son verin!
‘FERİN’İN ZAYIFLATAN SUYU
  • 7-8 bardak su, 1 fincan yeşil çay, önceden demlenip hazırlanmış
  • 1 orta boy salatalık, yıkanmış, alaca soyulup, ince dilimlenmiş
  • 2-3 dilim doğranmış taze zencefil veya 1 çay kaşığı rendelenmiş olabilir
  • 1 limon, yıkanmış, kabuklu olarak ince dilimlenmiş
  • 1 küçük elma, yıkanmış, kabuklu olarak dilimlenmiş
  • 5-6 sap taze nane veya 1 tutam kuru nane
  • Tarçın sevenler 1-2 kabuk tarçın ekleyebilirler
Tüm malzemeleri karıştırıyor ve bir gece buzdolabında dinlendirdikten sonra tüm sürahiyi ara ara içerek bir günde bitiriyorsunuz.

İNCE VE SÜTUN GİBİ BACAKLAR İÇİN 10 BESİN

Kalın baldırlar, dizler ve ayak bilekleri genellikle kalıtımsal faktörlere bağlı olsa da, yanlış beslenmeye ve hareketsizliğe bağlı olan dolaşım sorunları, selülit veya şişlikler problemin daha da üzücü boyutlara varmasına neden olur. Ancak az yağ, bol miktarda lifli besin içeren, alkol ve tatlı tüketiminin sınırlı olduğu, vitaminler ve mineraller açısından zengin bir beslenme pek çok şeyi değiştirebilir.
Az yağlı bir beslenme programı vücudunuzdaki fazla yağı zaman içerisinde ve kademeli olarak azaltır. Buna bacaklarınız da dahildir. Bu programla hem bacağınız incelir hem de ayak numaranız küçülür. Bacaklarda kalınlığa yol açabildiğinden mümkün olduğunca tuzdan ve diğer iki beyazdan yani şeker ve rafine undan uzak durun. C vitamininden zengin beslenme de damar duvarlarını ve özellikle toplar damarları koruduğu için bacaklarda varis oluşumunu önler. Böylelikle hem ince hem de sağlıklı bacaklara kavuşursunuz. Ayrıca günlük aldığınız yağ miktarını günde 30 gr düşürün. Bu 30 gramın en fazla 10 gramını doymuş yağlardan karşılayın. Yemeden önce etlerde bulunan yağı iyice ayıklayın. Ekşi mayalı tam buğday ekmeği, buğday salatası, bulgur, fasulye, mercimek, börülce, nohut gibi karbonhidratları tercih edin.
Bol C vitamini almak, bol su içmek, düzenli uzun yürüyüşler yapmak, taze meyve ve sebzenin de güzel bacaklara sahip olmak için şart olduğunu unutmayın. Bilinçli beslenmeyle selülitten kurtulup, biriken yağlarınızı yakabilir ve şişliklerin indiğini gözlerinizle görebilirsiniz. Düzenli olarak yapılan yürüyüşler de kan basıncını dengeleyecek ve bacak kaslarınızın gelişmesine ve beslenmesine yardımcı olacaktır.
The American Journal Of Clinical Nutrition raporları, “Yaşın ilerlemesiyle birlikte kilo almayı yavaşlatmanın yolu yürümekten geçiyor” diyor. Yaşları 18 ile 30 arasında değişen 5 bin kadın ve erkeğin kiloları ve yaptıkları egzersizler 15 yılı aşkın zamandır sürdürülen bir araştırmayla gözlem altında tutuldu.
Araştırma sonuçlarına göre sık sık yürüyüş yapan kadınlar hiç yürüyüş yapmayanlara göre daha az kilo alıyor.
FAZLA YAĞLARLA SAVAŞMAK İÇİN YAĞ YE!
Vücudun ihtiyacı kadar karbonhidrat, protein ve yağ alımı sağlıklı beslenmenin başlıca kurallarındandır. Yağlı yiyeceklerden, kalp dolaşım sistemini olumsuz yönde etkileyecek damar içi yağlanmalara sebep olabilecek besinlerden uzak durmamız gerekir. Aşırı karbonhidrat ve protein alımı da bacaklarda yağlanmalara sebep olur.
University of Georgia’nın araştırmalarında, yağ hücrelerinde gelişebilme özelliğine sahip bir hücre kültürüne omega 3 yağ asitleri eklendiğinde yağ hücrelerinin aktivitelerinin durduğu vurgulanıyor. Nasıl mı? “Yağ asidi genç yağ hücrelerini öldürüyor ya da büyümesini engelliyor.” Diyetinize somon ve tuna gibi balıkları ekleyin (haftanın üç günü, 85 gr yeterlidir), bunun yanı sıra, EPA ve DHA içeren günlük bir omega 3 kapsülü tüketin.
Doğru besin seçimleri yaparak ve bu besinlere sofranızda sık sık yer vererek, bacaklarınızdaki fazla yağlardan kurtulup yerine ince, uzun ve kuvvetli kaslar koyabilirsiniz. İşte o doğru besinler...
1. GREYFURT
Scripps Klinik’te yapılan bir araştırma, 12 hafta süresince öğün öncesi greyfurt yiyenlerde ortalama 1,5 kilo kaybı olduğunu gösterdi. Bu C vitamini deposu meyve, içerdiği benzersiz kimyasal maddeler ile kandaki insülin seviyesini ayarlıyor.
2. HİNDİ ETİ
Proteinler metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olur, kas yapımında kullanılırlar. Böylece daha çok kalori yakılır. 100 gr hindi etinde 120 kalori, 26 gr protein ve sadece 1 gr yağ vardır.
3. YULAF
İçerdiği liflerle uzun süre tok tutar, spor yapmanız için gereken enerjiyi verir. Kolesterolle savaşır.
4. BROKOLİ
Yalnızca kalsiyumdan değil aynı zamanda C vitamininden de zengin bir besin olduğu için yağ yakımı metabolizmasında etkin olan kalsiyumun emilimini kolaylaştırır. Lahana familyasının diğer üyeleri gibi A vitamini ve liflerden de zengindir. Çok güçlü fitokimyasallar içerir.
5. YEŞİL ÇAY
Araştırmalar yeşil çayın metabolizmayı hızlandırdığını, bacaklardan ödem atılmasını ve kilo kaybını artırdığını göstermiştir. Morali de düzelten yeşil çay, kanserden koruyucu ve kalp hastalıklarını önleyen maddeler içerir. Harika bir içecek, aynı zamanda çok da lezzetli.
6. ÇORBA
Penn State Üniversitesi’nde yapılan çalışmaya göre yemekte başlangıç veya ara öğün olarak bir küçük kase çorba içerek hem daha az yemiş, hem de yağlarınızı hızla yakmış olursunuz. Çorba bol sıvı içeriği ve doyurucu özelliği ile iştahı kapatır.
7. YOĞURT
Çok zengin kalsiyum kaynağı olduğu için zayıflama metabolizmasında çok etkili, protein bakımından da zengin olduğu için tok tutuyor.
8. ELMA VE ARMUT
Araştırmalara göre günde 3 elma veya armut yiyenler yemeyenlere göre daha kolay inceliyorlar. Bol lifli oldukları için tatlı krizlerinde oldukça etkili.
9. ACI BİBER
Stres hormonlarını azaltan capsaicin sayesinde vücutta daha az yağ depolanmasını sağlıyor. Metabolizmayı hızlandırıyor.
10. SU
Yeni yapılan bir araştırma su içmenin gerçekten kilo vermeyi hızlandırdığını gösteriyor. Yaklaşık 500 ml su alımı artışı ile metabolizma hızında yüzde 30 artış oluyor. Su aynı zamanda iştahı baskılıyor. Sodyum ve toksin atılmasını da sağlayarak ödem ve selülit oluşumunu önlüyor. Yeterli su içmek susuzlukla açlığı karıştırmanızı da önler. Bolca su için. Sabah kalkar kalkmaz ve gün boyu su içmeye devam edin.

KUSURSUZ BRONZLUK İÇİN

Yaz aylarında beslenmenizde yapacağınız birkaç değişiklikle cildinizi güneşin zararlı etkilerine karşı güçlendirip uzun süre bronzluğunu koruyabilir, aynı zamanda vücudunuzu toksinlerden arındırabilirsiniz.
ANTİOKSİDANLAR
Zararlı güneş ışınları cildin erken yaşlanmasında en büyük etkenlerden biri. Sağlıksız bir bronzlaşma, yaşlanmayı hızlandıran ve pek çok hastalığa yol açan serbest radikallerin işlevini artırıyor. Bronzluk geçince ciltte onarılması imkansız kırışıklıklar ortaya çıkıyor. Bunu önlemek için özellikle güneşe çıkmadan bir ay önce antioksidan etkili besinleri sofranızdan eksik etmeyin. Bu besinler cildin elastikiyetini artırıp sıkılaşmasını sağlıyor ve serbest radikallerle savaşarak yaşlanmayı geciktiriyor.
  • Nedir bu antioksidan besinler?
  • E vitaminli besinler (zeytinyağı, sıvı yağ, fındık),
  • Çinko (et, deniz ürünleri, baklagiller),
  • Bakır (ceviz, kayısı, tahıllar),
  • Selenyum (balık, tahıllar, soğan),
  • C vitamini (domates, yeşil yapraklı sebzeler, çilek),
  • Flavonoid (orman meyveleri, erik, kayısı, kavun)
  • Likopen (domates, karpuz, çilek).
A VİTAMİNİ, BETAKAROTENLER
Turuncu ve sarı renkli besinler (havuç, kayısı, şeftali, kavun, sarı biber) ile koyu yeşil yapraklı besinler (ıspanak, semizotu, roka, pazı, kara lahana, maydanoz) zengin birer betakaroten kaynağı. Karpuz ve yeşil biber de betakaroten açısından zengin besinler. Betakaroten maddesi epidermin içinde üst üste birikerek zararlı güneş ışınlarına karşı doğal bir kalkan oluşturuyor. Tıpkı doğal bir güneş filtresi gibi cildi güneş yanıklarından ve cilt kanserinden koruyor. Betakarotenin bir diğer görevi de, uzun süre güneş ışınlarına maruz kalan cilde kusursuz ve kalıcı bir bronzluk kazandırmak. Cildinizi güneşe hazırlamak için yazın ilk günlerinde bol betakarotenli besinler yiyin.
OMEGA-3 VE OMEGA-6 YAĞ ASİTLERİ
Sıcak havalarda vücut aşırı terleme ile bol sıvı kaybeder. Cilt bu durumdan etkilenerek kurumaya, pul pul dökülmeye ve matlaşmaya başlar. Cildin elastikiyetini korumak için kolajen üretimini artırmak gerekiyor. Bunun için Omega-3 ve Omega-6 yağ asitlerini içeren besinleri yemek yararlı. Bu yağ asitleri cildin derinlemesine nemlenmesini sağlayarak kurumasını dolayısıyla erken yaşlanmasını önlüyor. Omega-3 en çok balık, deniz ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, ceviz ve fındıkta bulunuyor. Omega-6 ise ayçiçek yağı, hodan, ceviz ve fındıkta bulunuyor. Domates de nemlendirici özellikler içerip kalıcı bir bronzluk sağlıyor. Eğer cildiniz sağlıksız ve mat görünüyorsa diyeti aynen uygulayın ama meyve suyu miktarını artırın. Kahvaltıda havuç ve portakal karışımı meyve suyu; ara öğünde greyfurt suyu; ikindide kayısı suyu veya akşam öğününden önce birkaç damla limon suyu ilaveli domates suyu için.

METABOLİZMA HIZLANDIRAN 5 GÜNLÜK DİYET,

http://ferinbatman.com/metabolizma-hizlandiran-5-gunluk-diyet,2,12946#.WUlUtOvygdU

1. GÜN
SABAH
• 2 kaşık yulaf ezmesi
• 3-4 kaşık az yağlı yoğurt veya süt
• Taze meyve parçaları
• 5-8 fındık veya 4-5 parça ceviz
ÖĞLE
• Izgara balık/Salata (yağsız)
• 1 dilim tam buğday ekmeği
AKŞAM
• 1 porsiyon az yağlı sebze yemeği veya haşlanmış sebze (üzerine bir tatlı kaşığı zeytinyağı)
• 6 yemek kaşığı kepekli makarna
ARA ÖĞÜNLER
• 2 porsiyon meyve
• Bir avuç fındık veya ceviz
2. GÜN
SABAH
• 1 porsiyon meyve
• 3-4kaşık az yağlı yoğurt veya 1 su bardağı az yağlı süt
ÖĞLE
• 1 dilim peynir, domates, yeşillik ve kepek ya da çavdar tam buğday ekmeğiyle hazırlanmış sandviç
AKŞAM
• 1 porsiyon balık, tavuk veya hindi (ızgara, haşlama veya buğulama)
• Salata (zeytinyağlı limonlu)
ARA ÖĞÜNLER
• 1 porsiyon meyve
• Bir avuç fındık veya ceviz
• 1 porsiyon meyve
3. GÜN
SABAH
• 1 porsiyon meyve
• 1 bardak az yağlı yoğurt veya 1 su bardağı az yağlı süt
• Bir avuç fındık veya ceviz
ÖĞLE
• 1 büyük kase çorba (tercihen sebze çorbası)
• 1 dilim peynir
• Çok istenirse 1 dilim esmer ekmek
AKŞAM
• 6 yemek kaşığı sebzeli kepekli makarna
• Bir kase yoğurt
ARA ÖĞÜNLER
• 1 porsiyon meyve
• 1 porsiyon meyve
4.GÜN
KAHVALTI
• 2 kaşık yulaf ezmesi
• 3-4 kaşık az yağlı yoğurt veya 1 su bardağı az yağlı süt
• Meyve parçaları
ÖĞLE
• Peynirli salata (3 yemek kaşığı lor peyniri, istediğiniz kadar salata)
• 1 dilim esmer ekmek ya da bir çay bardağı köftelik esmer bulgur
AKŞAM
• 1 porsiyon balık, tavuk veya hindi
• Haşlanmış patates (1 orta veya 2 küçük boy)
ARA ÖĞÜNLER
• 1 porsiyon meyve
• Bir avuç fındık veya ceviz
• 1 porsiyon meyve 
5.GÜN
SABAH
• 1 porsiyon meyve
• 4-5 kaşık az yağlı yoğurt veya 1su bardağı az yağlı süt
ÖĞLE
• 1 porsiyon piyaz (zeytinyağlı, limonlu),
• Yağsız salata
• 1 bardak ayran
AKŞAM
• 1 porsiyon balık, tavuk veya hindi (ızgara, haşlama veya buğulama)
• Haşlanmış patates (1 orta veya 2 küçük boy)
ARA ÖĞÜNLER
• 1 kivi
• 1 elma

ÖLÇÜLÜ YEMEYİ BAŞARABİLMEK İÇİN 10 HARİKA ÖNERİ

1. ÖĞÜNÜ PAYLAŞIN!
Hiç restoranlardaki porsiyonların dört kişilik bir aileyi doyuracak kadar büyük olduğuna dikkat ettiniz mi? Hepsini bitirip kendinizi kötü hissedeceğinize veya arta kalanını eve paket yaptıracağınıza, bir porsiyonu arkadaşınızla bölüşün ve böylece paranız da cebinizde kalmış olsun.
2. BİR ISIRIK KURALI!
Porsiyonu bölüşmek harika bir fikir olsa bile tatlıyı paylaşmak size biraz fazla olabilir. Sadece bir ısırık alıp gerisini geri yollayın. (Eve paket yok!) Tadını alın ama üstünüzde taşımayın.
3. KENDİNİZİ BİLİN!
Ilımlılık bazı durumlarda iyidir ancak bazen tehlikeli de olabilir. Bir başka deyişle, porsiyon paylaşımında başarılı olabilirsiniz ama çatal dolusu bir tatlıyı da geri çevirin. Zayıf yönünüzü bilmek ve bunda dürüst olmak sizi doğru yolda tutar.
4. PLANINIZ VAR MI?
Ofisinizde bir parti varsa, oraya gitmeden bir şeyler yiyin ki partide açlıktan her şeyi yemeye çalışmayın. Bir büfeyi gözden geçirip, en sevdiklerinizi seçin. Sevdiğiniz her yiyeceği tadarak hem partiden keyif alır, hem de Noel Baba’ya benzemezsiniz.
5. BUNU HAK ETTİNİZ!
Akşam yemeğinizi daha küçük bir tabakta yiyin. Araştırmalar, yemek miktarımızı tabağımıza göre aldığımızı gösteriyor. Masada servis yapmaya da son verin ve mutfakta tabakları doldurup masaya öyle getirin.
6. HAYIR DEMEYİ BİLİN!
“Hayır teşekkür ederim” demek, sadece HAYIR demekten daha güzel. Bu çok önemli deyime çalışın ki yemek davetlerinde ikinci bir tabağı veya büyük bir porsiyonu nazikçe geri çevirebilirsiniz. Bunu söylerken gülümseyin ve unutmayın ki ödülü tartıda göreceksiniz!
7. SEÇİCİ OLUN!
Ölçülü yemeği seçin ve sadece gerçekten sevdiğiniz yemekleri yiyin. Unutmayın ki siz bir dilim çikolatalı pastadan daha değerlisiniz!
8. BEDEN ÖLÇÜNÜZÜ KÜÇÜLTÜN!
Hamburger, patates kızartması ve içecek için aş erip yemeğe karar verdiniz. Sağlıklı yemeklerle dolu bir haftayı mahvetmeden nasıl başaracaksınız? Çocuk menüsünü seçin, böylece hem daha az kalori, hem de güzel bir oyuncak alırsınız!
9. KENDİNİZİ ÖDÜLLENDİRİN!
İyi seçim yaptığınızda tartıda da iyi sonuçlar alırsınız. Ölçülü olmak bu demektir! Kendinizi, yemek yerine, manikür veya yeni bir çift ayakkabı ile ödüllendirin. Ölçülü olmak harikadır ve size yemeklerinizi idare etme gücünü verir!
10. SU İÇİN!


Su gerçekten bir mucizedir. Sadece bir bardak su (200ml) iştahınızı ve susuzluğunuzu keser. Yemeğe gelince, bu inanılmaz sıvı sizin daha ölçülü ve ılımlı karar vermenize yardımcı olur.

BESLENME TRENDLERİ

 Popüler diyetler ve sağlık üzerine etkileri …
Her sene özellikle de zayıflama hevesinin arttığı bahar aylarında, zayıflattığı iddia edilen yeni yeni diyetler, ilaçlar, çaylar gibi bilinçsiz uygulamalar, pek çok sağlık sorununa yol açar.
Diyet denince akla ilk gelen ‘zayıflama’dır. Öncelikle bu yanlışı düzeltmek gerekir. Diyet; kişinin sağlık durumu, beslenme düzeni, sosyal ve psikolojik hali, fiziksel aktivite düzeyi gibi pek çok faktör göz önüne alınarak planlanan kişiye özel bir beslenme düzenidir. Bilimsel olarak en çok önerilen kombine tedavi; düşük kalorili diyet, fiziksel aktivite ve davranış tedavisi ile kilo kaybıdır.
Ancak araştırmalar, uzun süreli tedavi planlarının hastanın amacı ve beklentisi olmadığı yönündedir. Gerçekçi olmayan vücut ağırlığı beklentisi, bilimsel verilerle sağlık profesyonelleri tarafından önerilen kilo ve tedavi yerine çok kilo verme ve daha hızlı kilo verme yöntemine dayalı diyetlere heves uyandırmaktadır.
Popüler diyetler vaatleri nedeniyle ön plana çıkmaktadır. Her ne kadar isimleri farklı olsa da; bilimsel olarak 3 grupta sınıflandırılır.
1.DÜŞÜK KARBONHİDRATLI DİYETLER (KETOJENİK DİYET)
Zaman içinde, Atkins, Zone, Dukan vb. değişik isimlerle tekrar tekrar gündeme gelen Ketojenik diyetler; zayıflama amaçlı değil, 1920’li yıllarda çocuklarda epilepsi nöbetlerinin sıklığı ve yoğunluğunu azaltmak için geliştirilmiştir. 1-2 haftalık sürelerde ağırlık kaybı, iştahta azalma sağlasa da; verilen kilonun çok büyük bir bölümü kas ve su dokusundan olmakta, diyet bırakıldığında ise hızla kilo artışı yaşanmaktadır.
Ketojenik diyet; diyetle alınan karbonhidrat miktarının aşırı kısıtlanması (50 gr/gün’den daha az) ile kanda keton cisimciklerinin artmasına (ketozis) neden olan diyetlerdir. Besin öğeleri yönünden dengesiz olmaları ve önemli sağlık sorunları oluşturabilmeleri nedeniyle şişmanlığın tedavisinde ve uzun süre kullanılmaları önerilmemektedir.
Karbonhidrat miktarının aşırı kısıtlandığı, protein ve yağ miktarının yüksek olduğu bu diyetler ile sağlıklı düşük kalorili diyetler kıyaslandığında; sağlıklı diyetle yağ kaybı daha fazla olurken, ketojenik diyetle su kaybı daha fazla olmuştur. Ketojenik diyetler; vitamin ve mineral açısından gereksinmeyi karşılamazken, protein yükünü artırması, doymuş yağ oranının yüksek olması, posa içeriğinin de düşük olması nedeniyle sağlıklı ve dengeli bir beslenme düzeni değildir.
DUKAN DİYETİ
Dr. Pierre Dukan tarafından geliştirilen ve tüm dünyada ‘aç kalmadan zayıflama yöntemi’ olarak bilinen zayıflama yöntemidir.
Dukan diyeti, aslında Atkins diyetinin temeli olan düşük karbonhidrat tüketimine dayanıyor ve Atkins diyetinin modifiye edilmiş hali. Hazırlık, hedef, takviye, koruma ve sabitleme adı altındaki aşamalarda liste ve tavsiyeler veriliyor.
RİSKLERİ;
Bu diyetler uzun dönem zayıflama amaçlı uygulandığında yol açtığı sağlık sorunları 6 başlıkta toplanabilir;
1. Sıvı-elektrolit dengesinde bozukluk (kalsiyum ve sodyum atımı artar.)
2. Bilinç bozukluğu
3. Hiperürisemi
4. Hiperlipidemi (koroner kalp hastalığı riski artar.) Kardiyak aritmiler (ölüm riski artar.)
5. Miyokard atrofisi
6. Kalsiyum atımını arttırması nedeniyle osteoporoz riski yükselir.
KARATAY DİYETİ
Prof. Dr. M. Canan Efendigil Karatay tarafından hazırlanmış bir diyettir. Sık sık yemek önerilmez. İnsülin direnci oluşumunu önlemek için. Her gün iki yumurta veya pastırmalı yumurta veya menemen yiyebilirsiniz. Sıkı bir kahvaltı ardından bütün gün acıkmayız ve leptin hormonu kendi vücut yağlarımızı yakar. Ekmek yasaktır. (Ekmek yerine ceviz tüketebilirsiniz.) ‘Özgür tavuk’ tüketilmelidir. Yanında ekmek olmadığı sürece kebap ve baklagil tüketilebilir. Akşam saat 8’den sonra yemek yenilmez.
RİSKLERİ
Bu diyetler düşük glisemik indeks önerisinde bulunmasına rağmen CHO kısıtlaması da yapmaktadır. Bu durumda yağ yüzdeleri artış göstermektedir. Bu açıdan düşünecek olursak bu diyetlerin düşük karbonhidratlı ketojenik diyetlerle benzer sonuçlar doğuracağını söyleyebiliriz.
Düşük CHO içeren diyetleri uygulayan birçok kişi;
Kötü tat, kabızlık, diyare, baş dönmesi, baş ağrısı, uykusuzluk, bulantı, susama, yorgunluk, güçsüzlük, bitkinlik bildirmiştir.
Çalışmalar yüksek miktarda et, düşük miktarda sebze ve meyve tüketiminin kemik kaybına neden olduğu yönündendir.
Düşük CHO içeren diyetler düşük meyve, sebze ve diyet lifi içerdikleri için uzun süre tüketiminde kanser riski oluşturabilir.
Düşük CHO içeren ketojenik diyetlerin kilo kaybı açısından geleneksel diyetlere göre metabolik avantaja sahip olduğunu gösteren hiçbir bilimsel kanıt bulunmamaktadır.
NEDEN İŞE YARIYOR?
Yüksek protein metabolizmanın daha hızlı çalışmasına neden olur. Glikojen depoları bittiğinde vücut kan şekerini dengelemek için doku yıkımı başlatır ve vücutta protein ve yağları enerji için kullanır. Karbonhidrat sınırlandırılıp protein artırıldığında direkt doku kaybı başlar ve hızla kilo kaybedilir. Ancak yağ kaybı çok azdır.
2. DÜŞÜK MİKTARDA YAĞ İÇEREN DİYETLER
PALEO DİYETİ (TAŞ DEVRİ DİYETİ)
Besinleri doğala en yakın haliyle tüketmeyi amaçlayan bir beslenme sistemidir diyebiliriz. Türkiye’de daha çok Taş Devri Diyeti olarak biliniyor. Şeker, un ve nişasta ve bu tür gıdaları içeren yiyecekler, hazır paketli gıdalar uzak durulması gereken yiyeceklerdir. Bu diyette sebzeler mümkün olduğunca pişmemiş olarak ya da pişmesi gerekenler buharda pişirilerek tüketilir.
Bu diyette dilediğiniz kadar sebze, meyve, yoğurt, kefir, ceviz, fındık, badem tüketebilirsiniz. Yağsız süt ve yoğurt kullanımının Paleo diyetinde pek yeri yok. Ekmeğin her türlüsü yasak, tam tahıllı, çavdarlı vs bile olsa yemek önerilmez. Mısır, patates, havuç gibi nişasta içeriği yüksek sebzeler çok az tüketilir. Yağ olarak seçenekler ise tereyağı ve zeytinyağı. Çilek, böğürtlen ve vişne gibi meyveler, glisemik indeks ve glisemik yükü düşük meyveler olması nedeniyle en iyi meyve seçenekleridir. Taş Devri Diyeti olarak da adlandırılmasının nedeni, gıdaların olduğu gibi, işlenmeden, mümkün olduğunca taze ve pişirmeden tüketilmesidir. Uzak durulması gereken yiyecekler haricinde porsiyon sınırlaması yok. Serbest olan yiyecekler doyuncaya kadar tüketilebilir. Çiğ yiyecekler toplam diyetin en az yüzde 60’ını oluşturmalıdır.
DİYETİN ÖZELLİKLERİ
Kolesterol ve doymuş yağ kesinlikle sınırlıdır.
Tüm hayvan ürünleri (yumurta beyazı ve yağsız süt hariç) yasaktır.
Omega 3 yağ asitleri ve kanola yağı hariç tüm yağlar yasaktır.
Enerji sınırlı değildir, ancak kişiler önerilen besinlerin diyet alımını sınırlandırmak için yönlendirilir.
RİSKLERİ
Düşük yağlı diyetler kilo kaybedici etkilerinden daha çok artmış insülin duyarlılığı ve kardiyovasküler risk faktörlerini azaltıcı etkilerinden dolayı kullanılmaktadır.Uzun süreli uygulanması; kişinin eksik protein, kalsiyum ve demir almasına neden olarak farklı sağlık sorunlarına yol açabilir.
3. ALKALİ DİYET
NEDEN İŞE YARIYOR?
Organizmada yaşam; organizma ve hücrelerin içindeki ve çevresindeki pH düzeyine bağlıdır. En iyi besini elde etmek için toprak pH’sı oldukça önemlidir. pH 6-7 arasında olmalıdır. pH 6’nın altına düştüğünde asidik toprak, kalsiyum ve magnezyum azalmış olabilir; pH 7’den yüksek ise toprak artık kullanılamaz. Tüm bu sonuçlar insan diyetindeki asit yükünün sağlık üzerine etkisini incelemeye yönlendirmiştir. Günümüzde sodyuma göre potasyumdan daha az, bir beslenme düzeni var. Eskiden potasyum/sodyum oranı 10/1 iken bugün bu oran bazı toplumlarda 1/3 olmuştur.
Modern yaşamda diyetler; magnezyum, potasyum ve posadan fakir; doymuş yağ, şeker, sodyumdan zengindir.
Alkali beslenme düzeninde, sebze yoğunluklu beslenmeye bağlı olarak potasyum ve posa alımı fazla, yağ alımı düşük, protein ise eksiktir. Buna bağlı olarak zayıflama amaçlı kullanımının popülaritesi artmıştır. Ancak bu konuda yapılan çalışmalar bu sonucu desteklememektedir.
ALKALİ BESLENMENİN YARARLI OLABİLECEĞİ DURUMLAR:

Böbrek taşı olan kişilerde kullanılmaktadır. Böbrek hastalığı riskini ve kemik kaybını önleyebilir. Kas sağlığını korur. Ancak bu etkileri net değildir, bu konuda bilimsel çalışmalar eksiktir.
ALKALİ BESLENME OLASI RiSKLERİ
Protein, kalsiyum ve esansiyel yağ asitlerinden yetersiz bir beslenme düzeni olduğu için uzun süre uygulanmasının sağlık için zararları olabilir. Türkiye’de özellikle demir ve B vitamini yetersizliği yaygın bir sağlık sorunudur. Alkali bir beslenme düzeni de bu vitamin ve mineralleri sağlayamaz. Diyabetliler için uygun değildir. Sürdürülebilir bir beslenme düzeni değildir. Diyet, Türklerin yemek alışkanlıkları ile bağdaşmamaktadır. Alkali diyetin uzun vadede vücuda etkileri bilinmemektedir. Daha fazla meyve, sebze ve bitkileri yiyerek şekeri, işlenmiş gıdaları sodyumu azaltmak. Zaten dengeli ve sağlıklı beslenme listelerinin tamamında var.
Ayrıca asit listesinde, kızılcık, nar, ceviz, nohut, çay gibi bazı sağlıklı besinler de yer alıyor. Peki bu gıdalar tamamen yasak değilse, ne kadar ihtiyacımız var? Vücut nasıl sadece çay ya da sadece süt içerek asidik pH’a kayabilir? Bu soruların cevapları bilinmemektedir.
SONUÇ VE ÖNERİLER
Şişmanlığın tedavisinde güncel eğilimler hangi diyetin en iyisi olduğunu sormak yerine, hangi tip hastaya hangi diyetin en iyi olacağının belirlenmesi yönündedir. Kişinin sağlık durumu, fiziksel aktivitesi, sosyal yaşantısı ve istekleri doğrultusunda besin ögesi kompozisyonu değiştirilerek aynı kişide farklı diyetler uygulamak en doğru sonucu verir. Bu sayede diyette motivasyon ve süreklilik sağlanır, diyetin etkinliği artar.
Sonuç olarak popüler olan her diyet sonuca götürmez. Diyetin kişiye özgü olduğu unutulmamalıdır. Diyet yapan kişilerde amaç beslenme ve diyet uzmanlarından yardım alarak sağlığı korumak ve iyileştirmek olmalıdır.